yarı ğaar's profileيآاسَفَا عَلَ ا لْحُزْنِ...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    emri bi ma'ruf...

    emri bi ma'ruf senin kılıcın gibidir, kılıcını bırakırsan vurulursun.. o zaman şehit bile olamazsın...
     
    can ötesi can mürşidim....
     
     
     
     
     

    uyutuluduk_unutuduk_vurulduk...

     

    müslüman'ın her işi Allah...


     


    İşe baslamadan once......................iNSALLAH


    İşe başlarken.............................BİSMİLLAH


    ŞaŞırınca................................ALLAH ALLAH


    kendine güvenince......................EVELALLAH


    Azmederse................................ALİMALLAH


    İşten vazgeçerse.........................EYVALLAH


    Sonuna kadar gitmek isterse.............. YA ALLAH


    Taahhut ederse...........................VALLAH BİLLAH


    Canını sıkarlarsa.......................FESUPHANALLAH


    Daha da sıkarlarsa........................HASBÜNALLAH


    Pes ederse...............................İLLALLAH


    İşe coşku ve heyecanla sarılınca.........ALLAH, ALLAH, ALLAH


    İşi başarıyla bitirince...................MASALLAH


    Eger işi başaramazsa...................HAY ALLAH



    mürekkebin mi tartılacak, kanın mı hocam!!!

    Bayram Ali hocam........!
    "bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir kumandanı, bir kumandan bir orduyu, bir ordu bir milleti, bir ülkeyi kurtarır" derdin..
    bir milleti, bir ülkeyi kurtarabilmek için ömrün boyunca mücadele verdin... yılmadan, bıkmadan, bütün gücünle...

    bizler ise bir ülke, bir kumandan kurtarabilmek adına, bir nal kurtarma mücedelesi veren çiviler bile olamadığımızı bilmem anlayabildik mi???

    büyük okyonuslardan ve nehirlerden bazen küçük çay'lara ve derilere balıklar girerler.. halbu ki onların yeri orası değildir.. dolayısıyla çırpınır, bunalır, dururlar.. rahat edemezler..

    bu balıklardan biriydin bayram hocam! dünyayı hiç sevemiştin, hiç ünsiyet kuramamıştın.. sonunda aradığın fırsatı buldun, okyonusa kavuştun, bizim gibi küçük balıkların şaşkın ve cahilane bakışları arasında...

    ilmi ile amil olan alimlerin mürekkebleriyle, allah c.c. yolunda şehit edilenlerin kanları tartılacak o büyük din gününde. alimlerin mürekkebleri şehidlerin kanından ağır gelecek.. H.Ş.

    Bayram hocam! senin mürekkebin mi tartılacak, yoksa kanın mı?? her halde ikiside....

    son damlasına kadar akan kanın ve son damlasına kadar damlayan, aydınlatan mürekkebinle bizlerede şefaat edermisin?? bizide okyanusa alırmısın hocam???
    Asuman Karamustafaoğlu (hocamız)

    şehit hocama ve kaybolduğu zaman yıldıza....

    ŞEHİT HOCAM'A VE KAYBOLDUĞU ZAMAN YILDIZA AND OLSUN Kİ....

    Dün daha öncekilerine hiç benzemeyen bir bayram şekeri yedim.. rahmetli bayram hocamın "eğer ben şehit olursam, herkese şeker dağıtın, zira benim bayramım o zamandır" diye vasiyet ettiği şekeriydi bu.. hocamın şehadet bayramının buruk sevinci ve onun gibi bir dağı kaybetmenin hüznüyle dudak ucuyla bir tebessüm edebildim, ağzımda yuvarlarken şekeri.. şu satırları yazarken dahi, gözümün önünden gitmeyen hazin ve vakur çehresine, O'nun o mazlum ama dimdik duran haline dalıp gitmişken düşüncelerim..

    Sen gidince, seni ne kadar sevdiğimin farkına varmak acı veriyor bana be hocam! kubbemiz başımıza yıkılıncamı anlayacaktık, senin çatımızı tutan bir direk olduğunu? neden beni bu kadar etkiledi ki gidişin neden? sanki sana ödeyemediğim bir vefa borcunun sızısı var içimde, sanki o vefasızlığımız yüzünden bize kızarak ayrılmış, gitmiş gibisin aramızdan. bize bunu anlatmanın başka bir yolu yokmuydu be hocam! neden yaktın ciğerimizi bu kadar neden?? kızma ne olur,biliyorum; "şehadet bayramındı" söylediğin gibi, ama bilmem nedendir, kahpece vuruluşuna olan hıncımdanmı? yoksa ciğerimi yakan intikam ateşinden mi, sevincim arkalarda kaldı hocam.. Hemde çook arkalarda...
    Hatırlarmısın hocam? "camiamızda fikir, dava, ilim,ufuk namına yediden yetmişe, her kim ne mesafe kat ettiyse, burada en çok katkıda olanlardan biride sizsiniz. belki farkında bile olmayabilir yada tevazunuz bunu itirafa izin vermeyebilir, ama ismail ağa rahlesine kim diz çökmüş ise, onun zihin dünyasını inşa etmekte en çok emek sizdedir.." demiştim ve "sultanımız sizin bu fikir işçiliğinizi bildiği için, sizi buradan hiç ayırmak istemedi" demiştim.. bugün buna daha çok inanıyorum. gidişinle nasıl bir boşluk doğduğunu görseydin, buna sende inanırdın. senin varlığından kazandıklarını, senin yokluğunda hissetti herkes..
    sabahlara kadar yanan ışığının altında kitaplarınla geçirdiğin gecelerin hemen her ilim dalındaki geniş behren ile her soruya cevap veren, merak edilen her hususta bizi aydınlatan, doğru rotaya yönlendiren bir kaptan oldun bizim için..
    Sen bir fikir işçisi ve aksiyon adamıydın hocam! ömründe üç, beş kitabı okumayı marifet sayan, güya ulema ve hoca taslaklarında ki "küçük dağları yarattım" havasını zerrece taşımayan biri olduğuna, bir arkadaş gibi bizlerle yapmaya tenezzül ettiğin uzun sohbetler şahittir...
    "eğer cennete girersem, içeri girmeden kapısından bakacağım, içinde kitaplar varsa gireceğim. girdikten sonra gelmiş, geçmiş bütün ehli ilim arasında münazaralar tertiplenmesini isteyecek, oturacak ve sadece onları seyredeceğim" diyerek, cennet denince, aklına huriler, tahtlar ve saraylar gelen bizleri utandırmış ve başlarımızı öne düşürmüştün...
    azim, ilim, tevazu, cesaret ve... şehadet.... dopdolu bir hayat yaşadın hocam, hepsini toplayıp gittin...
    "iki şeye doymadan gideceğim, kitaplarıma ve efendi babama" dediğinde anlatmıştın bizlere yıllarca anlatmaya çalıştıklarının hepsini bir cümlede...
    "çok sır var ki benimle mezara gidecek" demiştin yıllar önce bana. seni sürekli rahatsız eden, sürekli çözmeye alıştığın sorunlara ve varlığından rahatsız olduğun düşmanlarına işaret ederek adeta.. ve sonunda sırlarınla gittin hocam! adice, kahpece vurdular seni...

    Biliyoruz hocam, seni sevmeyenler; dik duruşundan, merkesinde allah c.c. olan, merkezinde ilim olan, aklı selim olan, kur'an, sünnet ve yüzyılların sünni geleneği olan bir toplum arzuladığın için sevmiyorlardı.. hepimiz biliyoruz ki, "hiç düşmanı yoktu" diyenler yanlış söylüyor.. hakikatı her fırsatta dillendirdiğin için senin düşmanların vardı.. bunu sende biliyordun ki "beni muhakkak öldürecekler" diyordun bizlere.. o yüzden şehadetinden iki gün önce "allah canımı kürsüde alsın" diye dua etmiştin.. başına gelecekleri bile, bile sözünden dönmediğim için sen gerçek bir yiğitsin hocam! ortada bir ar, bir zül varsa seni koruyamadığımız için hepsi bize aittir..
    Hocam! siz şehit olduğunuz gün, muhterem aileniz kilitli olan odanıza girmek için odanın anahtarını çevirdiklerinde, anahtar kapıyı açmamış.. hemde defalarca, defalarca denenmesine rağmen. en sonunda evladınız kapıyı açmak istediğinde aynen şöyle diyerek kapıyı açmak istemiş "baba! içerdesim biliyorum! bırakta geleyim!" sonra açılan kapıdan içeri girdiğinde, her zaman açık kitaplarla dağınık masanızda bir notunuz bulunmuş:
    "insan davasını öyle savunmalı ki bülbül gibi şakımalı ve davası uğruna canını öyle vermeli ki bedeni ruhuna yetişememeli..."
    hocam! oradaydın biliyorum! şimdi de buradasın seni anarken! ve ihtiyaç duyulan her zamanda yanımızda olacaksın.. sen şehitsin! rabbim seni diri kabul ederken, sana nasıl "öldün" diyebiliriz ki??? ruhun bedenini aştı, kutlu olsun...

    Sizi sürekli yanına çağıran ve uzun saatler boyu sizi yanlız başınayken dinlemekten mutlu olan efendi hazretlerimizin, sizin hakkında ki kanaatlerinide çok iyi biliyoruz.. bir yakın dostumuza söylemişsiniz, oda bize şehadetinizden sonra söylemekte bir beis görmedi. malum şahısların size her zaman yapa geldikleri çiğ tavırlarından dolayı mahzun bir haldeyken, efendi hazretlerimiz sizi çağırmış ve "seni üzdüler mi bayram hoca? üzülme, sen benim has adamımsın, sen benim evladımsın" diyerek başınızı okşamış, yüzünüzü sevmiş ve sizi teselli etmiş...
    hocam! canımsın! sen ki sultanımın has adamısın! bizim başımızın tacısın! sen ki bizi bu günlere taşıdın, bize herşeyi öğrettin, yeminler olsun; senin bize gösterdiğin ufka doğru giden dönmez ve yılmaz talebelerin olacağız. bayrağını yarıda bırakırsak, bizlere gösterdiğin ilim ve irfan rotasından şaşarsak, mirasını daha da ileri taşımazsak haram olsun bizlere aldığımız nefes..
    Hazreti hamza r.a. şehit olduğunda, onun parça, parça edilmiş naaşını gören Efendimiz s.a.v.'in "and olsun ki bunun aynısını onlardan yetmiş kişiye yapacağım" diye ettiği yemininde ki öfkeyle bizde söz veriyoruz..
    " Kasem olsun ki; senin varlığından rahatsız olan ve ölümüne sevinen, ne kadar kalleşlik yaparsa o kadar uzun yaşayacağını zanneden, ortada görünmezsek daha güvendeyiz diye düşünen korkakların kabusu olacak ve onlara yeryüzünü dar edeceğiz...
    Bekleyin bakalım tatlı su balıkları! cenaze kaldırma sırası sizede gelecek elbet. taptığınız abus çehreli putlarınız, bir enik gibi inleyerek kanlarınız içinde boğulmanıza engel olabilecek mi bakalım!!!!!
    Allah'ım!! senden bütün gönlümüzle, hocam gibi bizde şehadet istiyoruz.. ama ne olur, ümmetin mazlumlarının, özellikle hızır ve baram hocalarımızın intikamını almadan bize ölümü gösterme...

    katran dökseydim eğer, kararmazdı bugün kadar.. ve kapılsaydım şehadetin rüzgarına, kalmazdım böyle naçar..
    aahh hocam ahh.. kan rengine mi boyanacaktı sakalın? yetim mi kalacaktı evlatların? kör bir bıçakmı ayıracaktı seni aramızdan? hüseyini şehid eden yezid senide mi şehid edecekti? senide mi vuracaktı zalim eller haince?? şehadetlemi süsleyecektin ölümün güzelliğini? kavlimiz, kavlimiz böylemiydi hocam???

    bilmem, bilmem hangi vefalı eller bırakmış iki karanfil kabrinin üstünde, kan kırmızı...

    ve şehadetinin 2. yılında rahmetle anıyoruz-m bayram ali öztürk hocamı-zı